ULUSA SESLENİŞ
OCAK 2010 (Yayın)
Aziz milletim...
Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.
Ülkemize ve milletimize hayırlar ve bereketler getirmesini temenni ettiğim 2010 yılının bu ilk programında ekranlar aracılığı ile sizlerle buluşmanın mutluluğu içindeyim.
Yeni yılın Allah'ın izniyle Türkiye için sıkıntıların önemli ölçüde ortadan kalktığı güzel ve aydınlık bir yıl olacağına bütün samimiyetimle inanıyorum.
En sıkıntılı zamanlarda bile ülkemizin yarınlarına olan inancımızı asla kaybetmedik.
Milletimizin büyüklüğünü, ülkemizin gücünü ve potansiyelini çok iyi biliyoruz.
Hiçbir zorluktan yılmayacak, önümüze çıkartılan engelleri yine milletimizin büyük desteğiyle aşacağız.
İlk gün Türkiye'nin önüne hangi hedefleri koymuşsak, bugün ve bugünden sonra da sarsılmaz bir inançla o hedeflerin peşinde olacağız.
Karanlık düşüncelerin, doymak bilmez ihtirasların, çağdışı zihniyetlerin bu ülkenin çocuklarının geleceğini karartmasına asla ve asla izin vermeyeceğiz.
Bugüne kadar bu ülkenin medeniyet aşkını köreltenlere, gelişme hızını kesenlere meydanı boş bırakmayacağız.
Kim bu ülkede hukuk yok zannediyorsa, kim istediği gibi davranabileceğini, kanunsuz girişimlerini çeşitli kılıflara büründürerek meşrulaştırabileceğini zannediyorsa bilsin ki artık o devirler geçti.
Bu ülkede hukuk karşısında herkes eşittir, kimse hukukun üzerinde değildir, kimse kanunlarca çizilmiş sınırlardan muaf değildir.
Biz çocuklarımıza umutla dolu bir Türkiye bırakmak istiyoruz.
Bu medeniyet mücadelesinden alnımızın akıyla çıkalım, Türkiye'nin gücünü ve büyüklüğünü dünyaya bir kere daha ilan edelim istiyoruz.
Bu ülkenin insanları bir daha oligarşik vesayet altında yaşamasın, ülkelerinin gidişatına milletimiz karar versin istiyoruz.
Türkiye bir uçtan bir uca refaha kavuşsun, çocuklarımız güvenli, huzurlu ve istikrarlı bir ülkede yaşasın istiyoruz.
Bütün insanlarımız mutlu ve müreffeh yarınlarımız için hep birlikte gayret göstersin istiyoruz.
Bu ülkenin geleceği için çok büyük hedeflerimiz var, bu yolda adım adım ilerliyoruz.
Son yedi yıllık süreçte çok önemli bir atılım gerçekleştirdik, önümüzdeki dönemde inşallah bu büyük değişimi çok daha güzel, çok daha ileri seviyelere taşıyacağız.
Bakınız; Türkiye'de çetin kış şartları devam ederken, biz, bu şartlara aldırmadan hafta sonunda Ankara, Bilecik ve Sakarya'da çok önemli açılışlar gerçekleştirdik.
Ankara'nın, Doğusundaki 43 ille ulaşımını sağlayan devlet yolunun Elmadağ kesimi, "ölüm rampaları" olarak biliniyordu.
Avrupa-Asya bağlantısını da sağlayan bu yolu bitirdik ve "ölüm rampalarını" tarihe havale ettik.
Pazar günü de Bilecik'e, Bozüyük ilçesine gittim ve orada da Sakarya - Mekece - Bozüyük arasında yapımı tamamlanan bölünmüş yolu, Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi tünelleriyle birlikte hizmete açtık.
Yine aynı gün Sakarya'da, kamunun ve hayırseverlerin yaptırdığı 26 ayrı tesisi, okulları, sağlık ocaklarını, MOBESE sistemini, spor salonlarını hizmete açtık.
Bu vesileyle, bütün bu eserlere emeği geçen herkese, bürokratlarımıza, mühendislerimize, işçilerimize, yerel yöneticilerimize, yüklenici firmalarımıza, hayırsever işadamlarımıza; açılış törenlerinde kar, bora, fırtına demeden coşkularını bizimle paylaşan vatandaşlarımıza bir kere daha teşekkür ediyorum.
Sevgili vatandaşlarım...
Geçen ayki buluşmamızda sizlere Türkiye'nin yedi yılda nereden nereye geldiğini başlıklar halinde anlatmaya gayret etmiştim.
Şimdi de bütçe hedeflerimiz ışığında 2010 yılına yönelik hedeflerimizi ve gelecek vizyonumuzu sizlere yine kısaca aktarmak istiyorum.
Türkiye'nin geleceği için eğitimi her zaman öncelikli bir alan gördük, bu tavrımızı da bildiğiniz gibi bütçelerimize yansıttık.
İlk defa hükümetimiz döneminde bütçeden en büyük pay eğitime ayrılmıştır.
Yeni bütçemizde de eğitime yine öncelik verdik.
Milli Eğitim Bakanlığı ödeneklerini 2010 yılında bir önceki yıla göre % 10,3 oranında artırarak 28 milyar 200 milyon liraya çıkardık.
Öğrencilerimize verdiğimiz öğrenim kredisi, harç kredisi, burs ve harçlık tutarları toplamını 2010'da takriben % 13 artırarak 2 milyar 300 milyon liraya yükselttik.
Parasız yatılı öğrencilerimizin barınma ve iaşesi için 2010 yılında % 8,4 oranında artışla 571 milyon lira ödenek ayırdık.
İlköğretim ve ortaöğretim öğrencilerimize ücretsiz ders kitabı ile taşımalı ilköğretim yemek bedeli olarak 2010 yılında 515 milyon lira ödenek ayrılmış bulunuyor.
Değerli vatandaşlarım...
Bildiğiniz gibi bu noktada öğrencilerimize, üniversite öğrencilerimize göreve geldiğimizde 45 lira burs verilirken biz 2010 itibariyle bu bursu da 200 liraya çıkarmış bulunuyoruz.
Sağlık alanına gelince, bu alanda büyük bir dönüşüm gerçekleştiriyoruz.
Son olarak Tam Gün Yasası'nı da Meclis'ten geçirerek sağlık hizmetleri alanında adeta bir devrime imza attık.
Bu konuyu maalesef istismar ederek gündeme getirenler, kamuoyunu yanıltanlar var; konuyu aydınlığa kavuşturmak için, Tam Gün Yasası ne getirecek, kısaca ifade etmek istiyorum.
Bu uygulamanın hedefi, halkımıza daha yüksek standartta, kaliteli, hakkaniyetli ve kolay erişilebilir sağlık hizmeti sunabilmektir.
Bunun yanında hekimlerimiz başta olmak üzere bütün sağlık çalışanlarımıza da yeni imkânlar sunmak istiyoruz.
Maalesef sağlık personelimiz sayıca yetersiz durumda, bu yüzden de üzerlerindeki iş yükü çok ağır... İnşallah bu yeni uygulamayla sağlık personelimizin üzerindeki iş yükü nispeten daha dengeli bir hale gelecek.
Hekimlerimizle hastaları arasında doğrudan para ilişkisi ortadan kalkacak, bu sayede vatandaşlarımızla hekimlerimiz arasındaki güven ilişkisi de güçlenecektir.
Bu noktada en büyük sıkıntıyı sizler yani benim vatandaşlarım yaşıyordu, bunu en iyi sizler bilirsiniz.
Yine bu uygulamayla birlikte hastaların sağlık hizmetlerine erişimi de kolaylaşacak, hekim seçimi uygulaması da daha sürdürülebilir hale gelecek.
Sağlık çalışanlarımız bu yeni uygulama sayesinde kazançlarında ciddi tutarlarda artış imkânı bulacaklar.
İnanıyorum ki sağlık hizmetlerinde bu uygulamayla çağ atlamış olacağız. Elbette ilk başlarda, pratikte bazı küçük sıkıntılar çıkabilir, onlar da zaman içinde hızla düzelecektir.
Bizim sağlık konusunda tek bir hedefimiz var, o da insanlarımızın daha iyi, daha etkili sağlık hizmeti almaları, daha insani şartlarda tedavi görebilmeleridir.
Bu anlayışla hareket ediyoruz, imkânlarımızı da bu doğrultuda harekete geçiriyoruz.
2010 yılı için Sağlık Bakanlığı'na ayırdığımız bütçeyi de bir önceki yıla göre % 12 oranında artırarak 14 milyar liraya yükselttik.
Halen 35 ilde uygulanmakta olan aile hekimliğini 2010 yılı sonunda inşallah ülkemizin tamamına yaymış olacağız, hedefimiz bu.
Bu hedefimizi gerçekleştirmek için 2010 yılı bütçesinde 1 milyar 300 milyon lira tutarında bir kaynak ayırdık.
2010 yılında kamu kesimi toplam sağlık harcamalarının 37,5 milyar lira seviyesine ulaşacağını tahmin ediyoruz.
Değerli vatandaşlarım...
Tarım sektörümüzü ayağa kaldırmak konusundaki kararlılığımızı her vesileyle ifade ediyoruz.
Göreve geldiğimiz günden bugüne köylümüzü, çiftçimizi, hayvancımızı desteklemek için her türlü imkânımızı seferber ettik.
Önümüzdeki dönemin Türk tarımı açısından bir kalkınma ve büyüme dönemi olması konusunda çok ümitliyiz.
Bunu başarabilmek için tarım sektörüne ayırdığımız kaynağı imkânlar ölçüsünde en üst seviyede tutmaya gayret ediyoruz.
2010 bütçesinde tarımsal desteklemeler için 2009 yılına göre % 24,6 oranında bir artışla 5 milyar 600 milyon lira tutarında bir ödenek ayırdık.
Hayvancılık desteklemeleri için de yine bir önceki yıla göre % 25 oranında bir artış sağlayarak yaklaşık 1miyar 300 milyon lira seviyesinde bir kaynak tahsis ettik.
Aynı şekilde, gübre desteğini % 18'lik bir artışla 704 milyon liraya, mazot desteğini % 18,3'lük bir artışla 555 milyon liraya, tarım ürünleri sigortası desteğini de % 15'lik bir artışla 70 milyon liraya çıkardık.
Yine bu yıl çiftçilerimize, bu yıl içinde verilecek düşük faizli kredinin finansmanı için Ziraat Bankası'na ödenmek üzere ayırdığımız kaynağı % 12 oranında artırarak 532 milyon lira seviyesine yükselttik.
Biliyorsunuz 2009 yılında bütün dünyayı sarsan büyük bir ekonomik kriz yaşandı.
Türkiye, dünyada bu krizi en az hasarla atlatan ülkeler arasındaydı.
Ancak yine de reel sektörde bu olumsuz küresel şartların etkilerini hissettik.
Hükümet olarak yaşanan sıkıntıları azaltmak ve bilhassa krizden çıkışı hızlandırmak amacıyla çeşitli tedbirler aldık, çeşitli teşvikleri uygulamaya koyduk.
Bunun için 2010 yılında da reel sektörümüze destek olmaya devam edeceğiz.
Esnafımıza verilecek düşük faizli kredinin finansmanı için Halk Bankasına aktarılmak üzere 2009 yılında 275 milyon lira gider öngörülmüştü.
Bu yıl bu tutarı % 42,5 oranında artırarak 392 milyon lira seviyesine yükselttik.
İşverenlerimizin ödediği sosyal güvenlik priminden yaptığımız 5 puanlık indirim için 2010 yılı bütçesinde yaklaşık 4 milyar liralık ödenek öngördük.
KOBİ'lerimizin, yani küçük ve orta boy işletmelerimizin mali yapılarını güçlendirmek için 2010 yılı bütçesinde 209 milyon lira ödenek ayırdık.
Yatırımı ve istihdamı teşvik etmek için 2010 yılında Hazine teşvik ödemelerine 720 milyon lira kaynak ayırdık.
İhracat destekleri için Destekleme Fiyat İstikrar Fonuna aktarılmak üzere Hazineden 604 milyon lira tahsis ettik.
Bildiğiniz gibi geçen yıl küresel kriz nedeniyle daralan piyasayı canlandırmak amacıyla geçici vergi indirimlerine gitmiştik.
Bu indirimlerden kaynaklanan 4,7 milyar lira tutarındaki gelir kaybını üstlenerek reel kesimi destekledik.
2010 yılı içinde dünyada yaşanabilecek her türlü gelişmeyi yakından takip ederek, reel sektörümüzü desteklemeyi sürdüreceğiz.
Sevgili vatandaşlarım...
Sizlerin de yakinen bildiğiniz gibi hükümet olarak göreve ilk geldiğimiz günden bu yana çalışan kesimlerimizi enflasyona ezdirmemek için azami hassasiyet gösterdik, bunu göstermeye devam ediyoruz.
Şartlar ne olursa olsun bu sözümüzden, bu anlayışımızdan taviz vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz.
Bakınız 2010 yılının hemen başında 7 milyon 327 bin 800 emeklimizin aylıklarını günün şartlarına göre yeniden belirledik.
SSK işçi emeklilerimizin, tarım emeklilerimizin, Bağ-Kur kapsamındaki esnaf ve tarım emeklilerimizin hepsi bunun içindedir.
Yeni belirlenen rakamlara göre 2010 yılının ilk altı ayı için en düşük emekli aylığı % 20,4 oranında, en yüksek emekli aylığı da % 4,5 oranında arttırılmıştır.
2010 yılı içinde, Temmuz ayındaki % 3'lük TÜFE artışlarıyla birlikte, en düşük aylık alan emeklimizin maaşı % 24,2; en yüksek aylık alan emeklimizin maaşı da % 7,6 oranında artmış oluyor.
Bu iyileştirmeyle, emeklilerimizin aylıklarında, ilk 6 ay için en az 63 lira, en çok 101 lira artış olacak.
Yılın tamamında ise emekli maaşlarına en az 74 lira, en çok 172 lira artış yapıyoruz.
Böylece 601 lira olan en düşük SSK emeklisi aylığı bu yeni artışla 683 liraya yükseliyor.
En düşük tarım SSK emekli aylığı ise 403 liradan 480 liraya, en düşük esnaf emeklisi aylığı ise 476 liradan 555 liraya çıkıyor.
En düşük Bağ-Kur tarım emeklimizin aylığı da 306 liradan 380 lira seviyesine ulaşıyor.
Bu iyileştirmelerin kamuya yıllık ek maliyeti 3 milyar 42 milyon liradır, ciddi bir rakamdır, önemli bir rakamdır.
Ama yıllar yılı ihmal edilen emeklilerimizi daha iyi şartlara kavuşturabilmek adına imkânlarımızı zorluyoruz.
Biz elbette bundan çok daha iyisini çalışanlarımıza, emeklilerimize verelim istiyoruz.
Ama bu imkân meselesidir, imkânlarımızı sonuna kadar zorladığımızdan asla şüpheniz olmasın.
Popülist davranırsak, siyasi menfaatlerimizi düşünerek olmayan paraları dağıtırsak, bunun bedeli sonra çok daha ağır olarak bu milletin sırtına yükleniyor.
İşte geçmişte para basarak, paranın değerini düşürmek suretiyle, paranın alım gücünü düşürmek suretiyle halkımızı aldatanlar bunun bedelini ülkemize bu güzel Türkiye'mize çok ağır ödediler.
İnşallah hiçbir çalışanımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz, sağlam gideceğiz, ama sürekli üstüne koyarak gideceğiz.
Ekonomimizde iyileşme sürdüğü müddetçe adım adım ilerleyerek çok daha iyi noktalara geleceğiz, buna da bütün samimiyetimizle inanıyoruz.
Ben halkıma, ben vatandaşıma şunu söylüyorum. Ne olur, anneler; 7 yıl önce asgari ücretle evine kaç tane yumurta alıyordun, kaç kilo ekmek alıyordun, ne kadar beyaz peynir alıyordun, ne kadar pirinç alıyordun, ne kadar un alıyordun, ne kadar yağ alıyordun, aynı aldığın ürünün bugün, bugünkü asgari ücretle ne kadar aldığının bir karşılaştırmasını yap. Bu karşılaştırmayı yaptığında göreceksin ki hemen hemen tamamında çok daha fazlasını bugün alıyorsun. Asıl ölçü bu, diğerlerinin hepsi yalan.
Değerli vatandaşlarım...
Yeni dönemde özürlü vatandaşlarımızı desteklemek konusundaki hassasiyetimizi de sürdüreceğiz.
Özürlü vatandaşlarımızın eğitimi için geçen yıl ayrılan ödenek 800 milyon liraydı. 2010 yılı bütçesinde bu rakamı 950 milyon lira seviyesine çıkardık.
Özürlü vatandaşlarımıza evde bakım desteği olarak 2009 yılında öngördüğümüz 728 milyon lira desteği de 2010 yılında iki kat artırarak yaklaşık 1,5 milyar liraya yükselttik.
Ayrıca vatandaşlarımızın çalışma hayatında karşılaştığı engelleri azaltmak, özürlü vatandaşlarımızın istihdamını teşvik etmek amacıyla özürlü vatandaşlarımızın işveren sigorta primlerinin tamamı 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren bildiğiniz gibi devlet tarafından karşılanıyor.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bütçesinden sağladığımız ayni ve nakdi yardımları da bu yıl 87 milyon liraya çıkardık.
İnsan odaklı hizmet anlayışımızın gereği olarak devletimizin ihtiyaç sahibi her insanımızın yanında olduğunu buradan bir kere daha ifade etmek isterim.
Vatandaşlarımızın ülkemizin neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar çaresiz olmadıklarını, kimsesiz olmadıklarını, yalnız olmadıklarını muhakkak bilmesi, devletine güvenmesi lazım...
Çünkü devlet vatandaşlarına hizmet için var, vatandaşlarının refahı, huzuru, güvenliği için var.
Devletimizin bütün imkânlarıyla vatandaşlarımızın yanında olmaya bundan sonra da devam edeceğiz, bundan da kimsenin şüphesi olmasın.
Değerli vatandaşlarım...
Önümüzdeki dönemde ülkemizin neresinde bir ihtiyaç varsa gecikmeden o ihtiyacı karşılamak konusunda da kararlılığımızı sürdürüyoruz.
Yurdumuzun hiçbir köşesinin devletimiz için uzak olmadığını, olmayacağını bir kere daha ifade etmek istiyorum, bizim hizmet anlayışımız budur.
Bu çerçevede, 2010 yılı genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtından mahalli idarelerimize 19 milyar 100 milyon lira kaynak aktarıyoruz.
KÖYDES Projesinde bugüne kadar 5,2 milyar lira kaynak kullandık, 2010 yılında buna 525 milyon lira daha ekliyoruz.
Belediyelerimizin sokak aydınlatma hizmetleri için Hazine'den İl özel idarelerine devredilen Köy Hizmetleri personelinin maaş ödemeleri için 1,5 milyar lira ödenek öngördük.
Mahalli idareler gelir reformu kapsamında küçük belediyelere destek amacıyla 169 milyon lira denkleştirme ödeneği koyduk.
Belediyelerin katı atık ve atık su arıtma tesisi yapımlarını destelemek amacıyla 79 milyon lira kaynak ayırdık.
Hepsini topladığımızda 2010 yılı bütçesinde mahalli idarelere toplam 22 milyar 100 milyon lira ödenek ayrıldığı sonucu çıkıyor, yani yaklaşık eski rakamla 22 katrilyon, bu önemli bir rakamdır.
Buna ilave olarak biliyorsunuz çeşitli bölgesel projelere destek vermeye de devam ediyoruz.
Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamındaki yatırımlara öncelik vermek kaydıyla 2009 yılında 3 milyar 300 milyon lira tutarında bir kaynak yatırıma dönüştürülecektir.
2010 yılı bütçesinde bu proje kapsamında ayırdığımız kaynak tutarı böylece 4 milyar lirayı buluyor.
Bitmedi: Diğer bölgesel projeler için de 2 milyar lira kaynak ayırdık.
Ayrıca, geçen yıl uygulamaya başladığımız cazibe merkezlerini destekleme programlarını önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırmayı, etkinleştirmeyi hedefliyoruz.
Aziz vatandaşlarım...
Türkiye'nin dünyadaki ağırlık ve itibarının ne kadar büyük bir hızla artmakta olduğunu, diplomatik trafiğimizin ne kadar yoğunlaştığını bu ekranlar aracılığıyla sizlere her ay yansıtmaya çalışıyorum.
Bundan muradım, Türkiye'nin önemli bir dünya aktörü, bir lider ülke haline geldiği gerçeğini sizlerle paylaşmaktır.
Göreve geldiğimiz ilk günden şu ana kadar attığımız her adımı Türkiye'nin büyüklüğünün, milletimizin tarihe malolmuş medeniyet birikiminin şuurunda olarak attık.
Bunun neticesinde Türkiye kısa zamanda dünyada hak ettiği yeri aldı, bulunduğu her zeminde inisiyatif aldı, ağırlığını hissettirdi.
Bugün başta komşularımız olmak üzere bütün dünya ülkeleriyle karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde güçlü ilişkiler geliştirmiş durumdayız.
Bunu milli menfaatlerimizden ödün vermek pahasına yapıyor değiliz.
Aksine menfaatlerimizi eskisinden çok daha iyi koruyoruz, çok daha aktif biçimde savunuyoruz.
Dünyada yanlış gittiğini düşündüğümüz şeyleri, haksızlıkları, yanlışları da yine ülkemizin izzetine yaraşır bir dille her zeminde dile getiriyoruz.
Türkiye için doğru dış politikanın bu olduğunu düşünüyoruz, şu ana kadar yaşadıklarımız da doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.
Her ay buradan sizlere aktarıyorum, hem çok önemli devlet adamlarını ülkemizde ağırlıyoruz, hem de biz çok önemli dış gezilere çıkıyoruz.
2010 yılının ilk ayını da oldukça yoğun bir diplomasi trafiği ile geçirdik.
Ancak, öncelikle, birkaç gün önce gerçekleşen önemli bir gelişmeyi burada sizlerle paylaşmak isterim:
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığına, tarihinde ilk kez, yaklaşık 60 yıl önce mensubu olduğumuz böyle bir kuruluşa ilk kez bir Türk, çok değerli bir arkadaşımız, Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu seçildi.
Türkiye Konsey'e 1949'da üye olmuştu. Demek ki 61 yıl geçmiş...
Bu uzun geçmişe karşılık, ilk kez bir Türk milletvekili Parlamenterler Meclisi'ne Başkan olarak seçildi.
Bu aynı zamanda ilk kez Doğu Avrupa'dan bir ülke temsilcisinin Başkan olması anlamını taşıyor. Bu gelişmenin de ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.
Bu ay içinde Filistin Devlet Başkanı Sayın Abbas'ı, KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Talat'ı, Lübnan Başbakanı Sayın Hariri'yi, Moritanya Cumhurbaşkanı Sayın Abdülaziz'i, Afganistan Cumhurbaşkanı Sayın Karzai'yi ve Pakistan Cumhurbaşkanı Sayın Zardari'yi ülkemizde misafir ettik.
Bunun dışında Brezilya'dan, Almanya'dan, Çin'den, ABD'den ve Suriye'den de yine önemli üst düzey misafirlerimiz vardı.
Kendileriyle ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve çeşitli dünya meseleleri başta olmak üzere birçok konuyu görüşme imkânı bulduk.
Bu görüşmelerin bütün bu dost ve kardeş ülkelerle ilişkilerimize yeni ufuklar getirdiğini ifade etmek isterim.
Biliyorsunuz, daha önce Libya, Arnavutluk, Tacikistan, Ürdün ve Suriye ile aramızdaki vizeleri kaldırmış, bu ülkelerle karşılıklı ziyaretleri vatandaşlarımız için daha kolay bir noktaya taşımıştık.
Ocak ayında da Lübnan ile aramızdaki vizeleri karşılıklı olarak kaldırdık.
Gaziantep'le Halep arasında düzenli tren seferleri yine bu ay içinde başladı. İnşallah yakın bir zamanda da yine Gaziantep'le Musul arasında tren seferlerini başlatıyoruz.
Yine bu ay içinde bizim de bölgemiz için çok hayırlı sonuçlar doğuracağına inandığımız dış ziyaretlerimiz oldu.
13 Ocak'ta gittiğimiz Rusya Federasyonu'nda hem Başbakan Sayın Putin ile hem de Devlet Başkanı Sayın Medvedev ile çok yararlı görüşmelerde bulunduk.
Bu görüşmelerde Rusya ile ikili ilişkilerimizin ve işbirliğimizin yeni bir aşamaya doğru ilerlemekte olduğunu görmekten mutlu olduk.
İki ülke arasındaki dostluk ve çok boyutlu ortaklık ilişkilerinin daha da derinleştirilmesi amacıyla "Hükümetlerarası Üst Düzeyli İşbirliği Konseyi" kurulması hususunu detaylarıyla değerlendirme imkânı bulduk.
Ayrıca enerji alanında iki ülke arasındaki mevcut işbirliğinin daha da geliştirilmesi için çalışmalar yaptık.
Bölgenin iki önemli ülkesi olan Rusya ve Türkiye'nin hem bölgedeki, hem dünyadaki meselelerin çözümü noktasında ortak yaklaşımlar geliştirmesi noktasında da mutabık kaldık.
Rusya ile ilişkilerimize özel bir önem veriyoruz, aynı hassasiyetin Rus dostlarımızda da olduğunu görmek bizim için memnuniyet verici...
Bu çerçevede inanıyorum ki iki ülke arasında başlayan bu yakınlaşma önümüzdeki dönemde de devam edecek, iki taraf da bu işbirliğinden büyük kazanımlar elde edecektir.
Sevgili vatandaşlarım...
Ayın 17'sinde bu defa Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ı içine alan bir dış gezi gerçekleştirdik.
Birleşik Arap Emirlikleri'nde Devlet Başkan Yardımcısı ve Başbakan Muhammed Bin Raşit El Mahdum ile bir araya geldik.
Bu ziyaret sırasında ayrıca Üçüncü Dünya Enerji Zirvesi'nin açılış oturumuna ana konuşmacı olarak katıldım.
Daha sonra geçtiğimiz Suudi Arabistan'da da başta Kral Abdullah ve Veliaht Prens Sultan ile önemli ve yararlı görüşmelerde bulunduk.
İki ülke ilişkilerinin çok yönlü olarak geliştirilmesi ve başta Ortadoğu sorunu olmak üzere pek çok meselede önemli açılım noktaları geliştirdik.
Şu anda 100 bini aşkın vatandaşımız Suudi Arabistan'da yaşıyor, bunların yaşadıkları bazı sıkıntıları da taleplerimizle birlikte bu görüşmelerde dile getirme imkânı bulduk.
Bu ziyaretimiz de inanıyorum ki iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açacaktır.
Bugün de biliyorsunuz, Bulgaristan Başbakanı Borisov ülkemize geldi. Kendisiyle çok verimli görüşmeler yaptık.
Son yedi sene içinde bu türden temasların ülkelerin birbirlerini tanıması ve ilişkilerin gelişmesi açısından ne kadar önemli olduğunu gördük.
Hızımızı hiç kesmeden sadece çevre ülkelerle değil, dünyanın dört bir köşesiyle diyalogumuzu daima canlı tutmanın gayreti içinde olacağız.
Biz inanıyoruz ki dünyanın diyaloga ihtiyacı var, ülkelerin birbirini tanımaya, anlamaya ihtiyacı var.
Türkiye ilerleyen zaman içinde bu anlamda da bir dünya lideri olduğunu insanlığa göstermiş olacaktır, buna bütün samimiyetimle inanıyorum.
Bu sözlerle konuşmama son veriyor, 2010 yılının ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için barışa, sevgiye vesile olmasını, hayırlar ve bereketler getirmesini temenni ediyorum.
Sevgi ve saygılar sunuyorum.
Kalın sağlıcakla...
ana sayfa |
haberler sayfası